Hücre zarından geçebilecek kadar küçük maddelerin, çok yoğun olduğu ortamdan az yoğun olduğu ortama doğru enerji harcamadan geçmesine pasif taşıma denir.
Çift yönlü gerçekleşebilir.
Geçiş moleküllerin kendi kinetik enerjisi ile gerçekleşir.
İki ortam arasında yoğunluk dengesi sağlanıncaya kadar pasif taşıma devam eder.
Canlı ve cansız hücrelerde görülebilir.
Difüzyon:
Molekül ve iyonların çok yoğun olduğu ortamdan az yoğun olduğu ortama enerji harcamadan geçişine difüzyon denir.
Canlı ve cansız tüm hücrelerde gerçekleşebilir.
Oksijen, karbondioksit ve alkol gibi maddelerin taşıyıcı bir proteine ihtiyaç duymadan, fosfolipit tabaka üzerinden çok yoğun olduğu bölgeden az yoğun olduğu bölgeye geçmesine basit difüzyon denir. Basit difüzyonda maddeler hücre zarının fosfolipit tabakasından doğrudan geçer.
Glikoz, aminoasit gibi moleküllerin taşıyıcı bir protein yardımıyla çok yoğun olduğu bölgeden az yoğun olduğu bölgeye geçişine kolaylaştırılmış difüzyon denir.
Difüzyon hızına etki eden faktörler:
· Molekül küçüldükçe difüzyon hızı artar
· Sıcaklık artıkça difüzyon hızı artar
· Yoğunluk farkı arttıkça difüzyon hızı artar.
· Difüzyon yüzeyi arttıkça difüzyon hızı artar.
Ozmoz:
Suyun çok yoğun olduğu ortamdan az yoğun olduğu ortama seçici geçirgen bir zar aracılığı ile enerji harcamadan geçişine ozmoz denir.
Canlı ve cansız hücrelerde görülebilir.
Hücre içerisinde miktarları değişebilen çözünen maddelerin artması sonucunda hücreye su kazandırma isteğine ozmotik basınç denir. Çözünen madde miktarı arttıkça ozmotik basınç yükselir.
Hücreye giren suyun hücre zarına yaptığı basınca ise turgor basıncı denir.
Turgor basıncı ozmotik basınçla ters orantılıdır.
Turgor basıncı ve ozmotik basınç arasındaki farka emme kuvveti denir.
Ozmotik basınç arttıkça emme kuvveti de artar.
Hücreler bulundukları ortamın yoğunluğuna göre su alıp verebilirler.
Hücreye göre yoğunluğu fazla olan ortama hipertonik ortam, hücreye göre yoğunluğu az olan ortama hipotonik ortam, hücre ile yoğunluğu eşit olan ortama izotonik ortam denir.
Bir hücre kendisinden daha yoğun bir ortama bırakılırsa, hücre su vererek büzülür buna plazmoliz denir.
Plazmolize uğramış bir hücre kendisinden daha az yoğun bir ortama bırakılırsa, hücre su alarak şişer ve eski haline döner buna deplazmoliz denir.
Hayvan hücreleri, içeri giren fazla suyun basıncına dayanamaz ve patlar bu durum hemoliz olarak adlandırılır.
2.Aktif Taşıma:
Zardan geçebilecek kadar küçük moleküllerin az yoğun olduğu ortamdan çok yoğun olduğu ortama doğru ATP harcanarak geçişine aktif taşıma denir.
Canlı hücrelerde gerçekleşir.
Enzim ve taşıyıcı protein görev alır.
Çift taraflı gerçekleşebilir.
Glikoz, amino asit, soydum, potasyum gibi moleküllerin geçişi sağlanır
Sinir hücrelerinde bulunan sodyum potasyum pompası buna örnek olarak verilebilir.
3.Endositoz:
Hücre zarından geçemeyecek kadar büyük olan protein, yağ gibi moleküllerin bir cep oluşturularak hücre içine alınmasına endositoz denir.
Enzimler kullanılır. ATP harcanır.
Hücre duvarı bulunan hücrelerde endositoz gerçekleşmez.
Hücre yüzey alanı küçülür.
Canlı hücrelerde gerçekleşir.
Sadece hücre dışından hücre içine doğru tek yönlü gerçekleşir.
Endozistoz, hücre içine alınan madde katı olası durumunda fagositoz, sıvı olması durumunda pinositoz olarak adlandırılır.
4.Ekzositoz:
Hücre zarından geçemeyecek kadar büyük moleküllerin hücre dışına atılmasıdır.
Enzimler görev alır.
ATP harcanır.
Canlı hücrelerde gerçekleşir.
Madde geçişi hücre içinden dışına doğru tek yönlüdür.
Enzim hormon gibi maddelerin salgılanmasını sağlar.